Yalnızlığın dayanılmaz acısı ve yıkımının insan psikolojisinde yarattığı tahribat gözle görülebilir. Bu boktan süslü ve akademik cümle, bu cümleyi kuranın herhangi bir konuda herhangi bir fikri olmadığının ve hayatı boyunca vasat ve beylik tespitlerle insanları etkilemeye çalışacağı da gözle görülebilir.
Gerçeklerden bahsetmişken, yalnız bir insanı nasıl anlayabiliriz? Hayatının herhangi bir anında her insan yalnızlığı dibine kadar yaşar mı? Görünmezlik iksirinin gerçek olduğunu yalnız insanlar pekala bilir. Fakat en kötüsü bu iksirden kurtulamamak. Yoğun alkol içtiğin bir gecenin ardından gelen sürekli kusma isteğinden 7/24 kurtulamama hali. En azından gecenin ilerleyen saatlerinde kendini kusturup rahatlayabiliyorsun. Yalnız birey kendini kustursa da bu mide bulantısından kurtulamaz.
Çizgi filmlerde veya çizgi romanlarda görünmezlik gücüne sahip karakterler her zaman özenilir. Çocukların hayali ve hatta bazen yetişkinlerin hayali bile bu güçte ustalaşmak ve bu güce sahip olmaktır. Ben bu güce bizzat sahibim. Görünmezim. Yani bir bakıma. Yalnızlık bir tercih midir ondan pek emin değilim ve hiçbir zaman emin olamayacağım galiba. Umarım siz olurusunuz. Aslında yalnızlık pekala bir karadeliğe de benzetilebilir. Etrafından ziyade kendi kendini yutan ve sürekli büyüyen bir karadelik. Bitmek bilmeyen bir büyüme. Acınası değil mi? Hayır, değil. Bir insana acımak ve bunu ona belli etmek erdemli bir davranış mıdır? Bu satırları okurken yazara acıyor musunuz? Lüzumsuz. Yani, bilmiyorum.
Yalnızlık hakkında çok fazla şey yazılıp çiziliyor. Ne kadar iyi anlatıldığı tartışılabilir. Empati duygusunun kaybı 21. Yüzyılın modalarından biri. Belki de bu duygu gayet iyi anlatılıyor fakat insanlar çoğu şey de olduğu gibi bu konuda da fikir yürütme ihtiyacı hissetmiyor. Yalnızlık da tüketim ürünü olarak kullanılıyor. Mutluluk gibi. Aradaki tek fark mutluluğun satın alınabiliyor olması, en azından satın alınabiliyor olunduğun sanrısı. Belki yalnızlığı da sürekli ve gereksiz bir tüketim alışkanlığıyla bir süreliğine giderebilirsin.
Tüketim bu post-modern çağın en harika afyonu ne de olsa. Nike ayakkabı ve çorap, Calvin Klein don, Versace şort ve gömlek, birer adet iPhone ve Apple Watch -Watch’unuzun kordonlarını o günkü giyim tarzınıza göre değiştirmeyi sakın unutmayın!- ve Vogue gözlük belki sizi görünür kılabilir hatta mutlu bile edebilir en azından birkaç saatliğine. Ne kadar harika, değil mi? Unutmayın ki para günümüzün en önemli varlığı. “Parayla sağlığı satın alabilir misin?” Artık alabiliyorsunuz efendim. Bu avuntuyu da elimizden aldılar. Lütfen bu cümlelerde bir zengin düşmanlığı sezmeyin. Sonuçta o insanlar da ailesini kendi isteğiyle seçmedi. Şans. Ya da zengin bireyimiz hayatı boyunca çabaladı ve paralarını koyacak yer kalmadığını görünce paralarını gömmeye başladı. Aynı Escobar gibi, ha-ha. Evet, Oğuz Atay’dan intihal yapıyorum. Onun sevgili okuru olabilmek gerçekten harika. Fakat popülizm Oğuz Atay’ı da bir kült yaptı ve bağlamının çok dışına çıkardı. Tutunamayan insanlar bu kültün altında ezildi ve Oğuz Atay’ın mezar taşı karalandı -trajikomik değil mi?-. Yalnızlığı ve tükenmişliği -onun anlatımıyla tutunamamayı- en iyi anlatan yazar anlaşılamadan ve belki de bunun verdiği acıyla beyininde oluşan tümörden dolayı vefat etti. Yoruldunuz mu? Edebiyatılar konudan konuya atlanan ve yazarın birbirinden bağımsız düşüncelerini yazıya dökmesine bilinç akışı tekniği olarak adlandırıyor.
Değerli okur-yazarlar, edebiyatçılar ve eleştirmenler bu vasat tanımlama için sizden özür dilerim. Fakat sizin de çok iyi bildiğiniz gibi vasatlık günümüzde çok ilgi çekiyor. Garip mi? Belki de değil. Düşünmek bile üşendirici bir aktivite olmaya başladı. Rap müziğe talebin bu kadar çok olması belki bu saptamayı biraz destekler. Neden ve nasıl bu kadar popüler oldu? Anlamsız sözler + vasat kafiyeler + birbiriyle aynı olan “beat”ler = $. Harika bir denklem. Bu kadar basit mi? Arabeski yavaşça tahtından deviren bu tür popülerliğini koruyacak mı? Bunu zaman göstericek. Ankara’daki pavyonlarda Uzi’nin bir parçasını çaldığını düşünsenize ya da 90’lardaki rock ve blues barların rap barlara evrildiğini düşünün. Rap bar… Elbette bu göstergeler sanatın bağlamının değiştiğini özellikle neoliberalizm rüzgarlarının evlerin çatılarını uçurduğu bu dünyada gayet anlaşılabilir. Sonuçta para en değerli varlık ve sanatın da para kaygısıyla yapılmaya başlanması tesadüf olamaz herhalde. İşin en garip tarafı(!) Rap müziğin sözlerine bakıldığında odağın para olduğunu barizdir. Neydim, ne oldum. Bakın artık Mercedes’e biniyorum ve bunu siz de yapabilirsiniz. Çok çalıştım(?) ve sıfırdan buraya geldim. Mükemmel. Müslüm Gürses konserlerinde kendini jiletleyen güruh, overdose olma ve uyuşturucu bataklığında boğulmaya evrildi. Bu iki güruhun da acısı ortak. Hissizlik. Arabeskin büyüsü bunu uyuşturucu kullanmadan dinleyicisine yaşatabiliyordu. Hissizlik derken yanlış anlaşılmak istemem. Kastım, 3 dakikalığına kendi acılarını ortak olan bu müziğin yarattığı hissizlik. Bir bakıma terapi. İnsanın yalnızlığına ortak olan bir dost. Rap’in eksikliği bunu uyuşturucu ile sağlaması. Harika…
Ferit Edgü, Yazmak Eylemi adlı kitabında aynı olayı 101 farklı şekilde anlatıyor. Yalnızlık 101 farklı şekilde anlatılabilir fakat maalesef ben Ferit Edgü gibi bir usta değilim. Aynı zamanda bir olaya kıyasla bir hissi 101 farklı şekilde anlatmak kesinlikle daha basit olur. Oslo, 31st August, yalnızlık ve uyuşturucu yoksunluğunu sarsıcı bir biçimde ele alan Joachim Trier; Reprise adlı filminde de yalnızlığın üretkenliği arttırabileceğine dair ve bir bakıma ilhamı tettikleyebileceğini gösteriyor. Ne pahasına olduğunu da tabii. Yusuf Atılgan’ın karakterlerinden, Zebercet’in yalnızlığı ve yaşadığı nevrotik anlar ve C.’nin yalnızlığı ve hayatı anlamlandırma çabası edebiyat ve sinemadaki 101 farklı çeşidinden birkaçı olabilir. Her karakterin yalnızlığı ve yalnızlığı yaşama şekli farklı. Bu arada bu vasat film ve kitap tanımlamaları için çok üzgünüm. Belli ki yazarımız vasat bir entelektüel birikime sahip. Bizim protagonistimiz de aşikar bir şekilde yalnızlıktan muzdarip. Yürüyen merdivenlere, metrolara, otobüs duraklarına, beklemeye, sırada olmaya ve görünmez olmaya alışkın. Bunların hepsi onun ayrılmaz bir bütünü. Modern bir yalnız. Tecrübesiz, hayatında verdiği her kararı sorgulayan, etrafından habersiz biraz kibirli ve küllük gibi kokan bir yalnız. Belki de sigarayı azaltmalı.
By Doruk Karaman

